Yüksek Yağlı Diyet Karaciğer Hücrelerini Yeniden Programlayarak Kanser Riskini Artırıyor
Yüksek yağlı diyet, karaciğer kanseri için en önemli risk faktörlerinden biridir. Cell dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bu riskin altında yatan olası biyolojik mekanizmayı ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yüksek yağlı diyete uzun süre maruz kalan olgun karaciğer hücreleri (hepatositler), stresle başa çıkabilmek için daha olgunlaşmamış, kök hücre benzeri bir duruma geri dönmektedir. Bu durum hücrelerin hayatta kalmasını sağlasa da, uzun vadede kanserleşme riskini artırmaktadır.
Araştırmacılar, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde karaciğer hastalığının ilerleyişini tek hücreli RNA dizileme yöntemiyle takip etmiştir. Sonuçlar, hepatositlerin zamanla normal metabolik fonksiyonlarını kaybettiğini, buna karşılık hücre çoğalmasını ve hücre ölümüne direnç sağlayan genlerin aktive olduğunu göstermiştir. Bu değişim, karaciğer dokusunun normal işlevleri pahasına hücrelerin bireysel hayatta kalmasını önceliklendirdiğini ortaya koymaktadır.
Çalışma ayrıca, bu hücresel dönüşümü yöneten bazı transkripsiyon faktörlerini de tanımlamıştır. Bunlar arasında, normalde erişkin karaciğerde aktif olmayan ancak fetal dönemde görev yapan SOX4 gibi faktörler dikkat çekmektedir. Bu moleküllerin, yüksek riskli hastalarda karaciğer kanserini önlemeye yönelik yeni tedavi hedefleri olabileceği düşünülmektedir.
Fare modellerinde gözlenen bu değişimlerin, insanlarda da benzer şekilde gerçekleştiği gösterilmiştir. İnsan karaciğer dokularının analizinde, hastalık ilerledikçe olgun hepatosit fonksiyonlarına ait genlerin baskılandığı, olgunlaşmamış hücre özelliklerinin ise arttığı saptanmıştır. Ayrıca, bu gen ekspresyon profillerinin hastaların sağkalım süresini öngörebildiği bulunmuştur.
Araştırmacılar, bu sürecin insanlarda yaklaşık 20 yıllık bir zaman dilimine yayılabileceğini ve diyet, alkol tüketimi ile viral enfeksiyonlar gibi faktörlerin süreci hızlandırabileceğini belirtmektedir. Gelecek çalışmalarda, normal diyete dönüş, kilo kaybı veya GLP-1 agonistleri gibi ilaçların bu hücresel değişimleri geri çevirip çeviremeyeceği araştırılacaktır.
Bu bulgular, karaciğer kanserinin önlenmesi için erken moleküler hedeflerin belirlenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Makale: “Hepatic adaptation to chronic metabolic stress primes tumorigenesis.”

